.

Yorum (2)

Körü Körüne Yaşamak

Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne.
"O olmazsa yaşayamam." demeyeceksin.
Demeyeceksin işte. Yaşarsın çünkü.
Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.
Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın.
Ve zaten genellikle o daha az sever seni, senin onu sevdiğinden.
Çok sevmezsen, çok acımazsın.
Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.

Çalıştığın binayı, masanı, telefonunu, kartvizitini...
Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.
Senin değillermiş gibi davranacaksın.
Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın.
Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.

Çok eşyan olmayacak mesela evinde.
Paldır küldür yürüyebileceksin.
İlle de bir şeyleri sahipleneceksen,
Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.
Gökyüzünü sahipleneceksin,
Güneşi, ayı, yıldızları...
Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak.
"O benim" diyeceksin.

Mutlaka sana ait olmasını istiyorsan bir şeylerin...
Mesela gökkuşağı senin olacak.
İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait olacaksın.
Mesela turuncuya, ya da pembeye.
Ya da cennete ait olacaksın.

Çok sahiplenmeden,
Çok ait olmadan yaşayacaksın.
Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi, hem de hep senin kalacakmış gibi hayat.
İlişik yaşayacaksın. Ucundan tutarak...

Can Yücel

.

Yorum (0)

 
GİZEMLİ AŞK

 
Memleket kokusuna hasret bir göçmen gibi sana hasretim,

Aldığım nefes kadar gerçeksin, sanki elimi uzatsam sana dokunacak gibiyim,

Ama ne var ki, aramıza okyanusların sığabileceği kadar da uzak...



Kalp atışlarımı yavaşlatan, sonu gelmeyen özlem dolu gecelerim,

Ruhumda saklı, özgürlüğünü geri isteyen bir başka ben daha,

Hayalinin bakışlarında tutsak.



Kısıtlı saatlerde kaybedip kullanmaya fırsat bulamadığım sözlerim,

İçimi kemiren yarınını göremediğim düşlerim,

Bir gün ya vakitsizce karşımıza çıkarsa diye korktuğum,

seni benden, beni senden ayıracak o son durak.



Belki kaparım gözlerimi, kalbime hapsedip bütün herşeyini,

Aşkının içimde çıkarttığı yangınla saman alevi gibi tutuşarak.



Ben yine sana aşık, yine sana hükümlü, yine sana sevdalı,

Tek şahidim, seni ararken eskittiğim bizim sokağın taş kaldırımları,

Gözlerimde intihara hazır gözyaşları.



İşte yine canımı acıtıyor, senin bu gizemli hallerin,

Yine de sana sitem etmem, giderim,

Kendime küskün, susarak...
.

Yorum (2)

ARKADAŞIM BADEM AĞACI

Sen ağaçların aptalı
Ben insanların
Seni kandırır havalar
Beni sevdalar
Bir ılıman hava esmeye görsün
Düşünmeden gelecek karakış...
Açarsın çiçeklerini...
Bense hayra yorarım gördüğüm düşü...
Bir güler yüz bir tatlı söz...
Açarım yüreğimi hemen
Yemişe durmadan çarpar seni karayel
Beni karasevda
Hem de bilerek kandırıldığımızı
Kaçıncı kez bağlanmışız bir olmaza
Koo desinler bize şaşkın
Sonu gelmesede hiç bir aşkın
Açalım yinede çiçeklerimizi
Senden yanayım arkadaşım
Havanı bulunca aç çiçeklerini
Nasıl açıyorsam yüreğimi
Belki bu kez kış olmaz
Bakarsın sevdan düş olmaz
Nasıl vermişsem kendimi son sevdama
Vur kendini sende bu güzel havaya

Aziz Nesin


.

Yorum (3)

...

“Kendine iyi bak” bir veda degil elveda cümlesidir çogu zaman. O üç kelimeden çok daha fazlasini gizler içinde...

"Kendine iyi bak." Çünkü bundan sonra ben yaninda olmayacagim. Olamayacagim. Istesem de istemesem de. Sevdim bir zamanlar seni, hala seviyorum ve benden sonra da mutlu olmani istiyorum. Olur da bir gün dönersem seni iyi bulmak istiyorum.“

“Kendine iyi bak. Çünkü bundan sonra kendinden baskasi olmayacak yaninda sana bakacak. Ben olmayacagim. Kendine iyi bak ve beni düsünme. Çünkü ben de seni düsünmeyecegim artik. Arama sakin beni, yazma, çünkü ben yazmayacagim. Sil beni yüreginden, çünkü ben silecegim. Fakat, yasanilan, paylasilan güzel seyler hatirina sana yürekten mutluluklar diliyorum. Ve ben bir daha dönmemek üzere gidiyorum.”

"Kendine iyi bak. Aramizda geçen herseye ragmen benden sonra iyi oldugunu bilmeyi tercih ederim. Aslinda bilmem çok önemli degil, iyi oldugunu varsayacagim ben. Seni bir daha asla görmemek üzere gidiyorum ben, seni kendinle basbasa, yapayalniz birakiyorum ben. Biliyorum kendini birakacaksin benden sonra, o yüzden iyi bak diyorum. Aslina bakarsan, çok da fazla umursamiyorum."

"Kendine iyi bak derler ve giderler. Tutkuyla sevenler, bazen birden fazla söylerler bunu. Çünkü onlari ayirmak, eti tirnaktan ayirmak gibidir. Kolay kolay kopamaz onlar, süreç çok aci vericidir, yürek parçaliyicidir. Her seferinde azalan umutlarla geri döner ve yine “Kendine Iyi Bak” gözleriyle ayrilirlar. Ta ki umut da, sevgi de tükeninceye kadar…Ta ki son elveda mezar sessizligine bürününceye kadar…"

Tutkunun ötesinde sevenler, bir kez “Kendine Iyi Bak “ derler ve giderler. Onlar eti tirnaktan ayirmak yerine ölümü yeglerler. Onlar bu aciyi bir kezden fazla kaldiramayacaklarini bilirler.

"Kendine iyi bak" derler ve giderler. Bu sözlerin içinde ihanet yok, hiç bir zaman olamaz derler ve giderler. En büyük ihanet degil midir aslinda seni seveni, ihtiyaci olani yüzüstü birakip gitmek. "Kendine iyi bak" derler ve giderler. Seni suskunluga mahkum edip giderler. Seni parçalara ayirip, en büyük parçayi yanlarina alip giderler. Seni senden alip giderler.

Daha kötüsü suçlayamazsin onlari tüm bunlar için. Kendine iyi bak deyip gidenin geçerli bir nedeni vardir elbet. Suçlatmaz kendini. Savasmadiklari için kizarsin ama suçlayamazsin. Savasmislarsa, yenildikleri için kizarsin ama suçlayamazsin. Yenildigin için kizarsin ama suçlayamazsin… Ayriligin kaçinilmazligina inandirir seni, kendine iyi bak derler ve giderler. Elinden umutlarini, düslerini, sevgilerini alip giderler. Bir tek anilari birakirlar geride, bir de hatirladikça gözyaslarina bogulasin diye unutulmayan nagmeler.

Arkalarina bakmadan çekip giderler eger yalniz kalmissan, çünkü insafsizliklarini görmek istemezler. Hersey o saniye orada bitsin, kapansin bu sayfa isterler. Bitti diyemedikleri için, kendine iyi bak derler. Kirildim ve affedemiyorum; diyemedikleri için kendine iyi bak; derler. Seni istemiyorum artik, hayatimdan çikaracagim ama bil ki hiç unutmayacagim; diyemedikleri için kendine iyi bak derler. Biliyorum çok kanayacaksin ama daha iyisini yapamiyorum; diyemedikleri için kendine iyi bak derler. Vicdanlarini rahatlatmak için kendine iyi bak derler, çünkü o kan uzun süre akacaktir ve o yara asla kapanmayacaktir, bilirler.

"Kendine iyi bak" bir noktadir çogu zaman. Kendine iyi bak deme bana, sadece kötülükler noktalansin isterim ben. Oysa sen iyisin… Sen gözümdeki isik, dudagimdaki tebessüm, sen içimdeki sevinçssin. Sen hayatima renk katan, sen yüregimdeki çarpinti, sen hayatimdaki nesesin. Sen yolumu aydinlatan, sen dert ortagim, sen gönül yoldasim, sen bir tanesin. Kendine iyi bak deme bana. Nokta koyma.

Keske böyle yasanmasaydi bazi seyler, keske affedebilsen beni, keske ben de affedebilsem… Keske döndürebilsek zamani geriye. Keske bugünkü aklimizla yasasak herseyi bastan. Nafile... Ama yine de, gitmesen olmaz mi? Bitmesek olmaz mi? Sen eksikken, ben nasil tam olurum? Senden kalan boslugu kimlerle doldururum? Savassak, aramiza giren seytanla olmaz mi? Hani büyük asklar her türlü engeli asardi, hani gerçek dostluklar her sinavi geçerdi, hani sevgi eninde sonunda kazanirdi? Hani hayatta hiç kirlenmeyecek degerler vardi? Hani en büyük zaferler, en kanli savaslarin ardindan kazanilirdi? Bunlarin hepsi yalan mi? Sahiden..., gitmesen olmaz mi? Bitmesek olmaz mi?……….

Peki o zaman... Senin istedigin gibi olsun... Öyleyse...Sen de Kendine Iyi Bak.

"Kendine iyi bak" derler, kursunu kafana sikip giderler... ...

 
 
.

Yorum (11)

    

 

 

        Sabah uyanır uyanmaz aklıma gelen ilk şey "eyvah bir yaş daha yaşlandım" oldu. Aynanın karşısına geçtim, acaba yüzümde bir çizgi daha oluştumu diye bakıyorum. Sonra ne kadar olgunlaştığımı gördüm. Her çizginin bir anısı yok mu? diye düşündüm.Ya da kendimi avuttum :)

 

            Doğum günlerim benim için özel günlerdir, kendime daha çok özenirim. Bugünde öyle yaptım. Tabi yine işe geç kaldım. Cep telefonumu açtım, arka arkaya doğum günü mesajları insan ne kadar mutlu oluyor. Unutulmamak ne güzelmiş. Tabi bir sürü de mail.

 

             Öğlen arkadaşlarım süpriz hazırlamışlar, hep birlikte yemeğe gittik. Çok güzel bir ortamdı. 

 

             İnsan bir yılın, yılların muhasebesini yapıyor tabiki, hatalarımı, eleştirilerimi, kendimle ilgili yorumlarımı yapıyorum. Çok hatalarım oldu, özellikle insanlar konusunda, herkesi kendim gibi gördüm. Ama bu yıl en azından onu aşmıştım, kimse için artık kolay kolay kendimi feda etmiyorum, etmeyeceğimde. Bittiyse bitmiştir benim için. Biraz bencil olmaya karar verdim. Önce kendim ve ailem. Daha sonra belki ama belki arkadaşlarım. Tabi arkadaş diyebileceğin ama gerçek arkadaş diyebileceğin çevrede birileri varsa. Evet arkadaş çok ama. Gerçek dost yok. Neyse bu konu konuştukça uzar gider.

 

Şimdi merak ettiğim akşam eşim ve çocuklarımın süprizleri.

              

 

 

.

Yorum (4)

               

Cumhuriyetimizin kurucusu Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ü vefatının 68.yıl dönümünde minnet ve şükran duygularımızla anıyor, manevi huzurunda saygıyla eğiliyoruz.

.

Yorum (1)

Günaydın; yeni gün,

Günaydın; düşlerimin cenneti sevdiceğim,

Günaydın; yüreğimdeki sevginin mimarı,

Günaydın; ırmak bakışlım,

Günaydın; öpmeye,koklamaya sevmeye doyamadığım

yavrucağım,

Günaydın; sonbaharın kahve-sarı yaprakları,

Günaydın; kuş cıvıltıları,

Günaydın; sevenlerim-sevmeyenlerim,

Günaydın; biryerlere birşeylere yetişmeye çalışan insanlar,

Günaydın; hayat,

Bugün herkese herşeye GÜNAYDIN,

 

.

Yorum (7)

 

 

 

~~ Son Bahar ~~

Sonbaharın sarı kahverengi yaprakları
Dökülmekte bak...
Havada rüzgar var
Akşam olmakta turuncu kızıl
Ağır ağır, bak...
Bu sonbaharlar bana seni hatırlatır.
Eylül hançer
Ekim keder
Kasım hepsinden de beter.
Nerde ve kiminlesin bilmem ama;
Her sonbahar mevsiminde selam olsun sana...
Senli günlerden kalan anılar da yeter bana.
Irmak bakışlı
Sevgi kokuşlu
Hüzün yokuşlu güzel dostum, sevgilim;
Soğuk dudaklar incitmesin tenini,
Yabancı nefesler soldurmasın güzelliğini,
Ey bırakıp ta giden sevgili....

.

Yorum (5)

Yine saat gecenin onikisini gösteriyor. Ben odamın pencesinden sokağın karanlığına süzülüyorum.

Ben ve o bitmez tükenmez yalnızlığımla;

Pencerelere bakıyorum, kimi ışıklar yanıyor, kimi ışıklar sönmüş, kiminde loş bir ışık. Arkasından düşünüyorum kimbilir bu dev binalar yapılmadan önce buralarda ne evler, ne gecekondu evleri vardı diyorum. Kimbilir ne anılar, hayaller, üzüntüler, sevinçler, aşklar, özlemler, doğumlar, ölümler yaşandı. Onca şey bu dev binaların altında kaldı. Bence gerçek olan onlardı.

Şu anda herşey sahte geliyor bana. O zamanlar insanlar aza kanaat ederlermiş, şükretmeyi bilirlermiş. Ya şimdi bir hırs bir hırs...

Evin daha iyisi olacak, yok efendim falancanın arabası şu marka benimki ondan lüks olacak. Böyle bir hırsla insanlar nereye koşuyor, değişen nedir? Bizler mi, yoksa kendimizi kaptırdığmız teknolojimi? Değişen biz insanlarız. Teknoloji tabiki harika birşey, fakat bunu doğru kullandığın zaman. Yoksa yiyip bitiren yok eden bir sistem.

Sokak hala karanlık, ben hala yalnızım.

 Sokakta bir adam yürüyor, o da ne çöp bidonuna doğru yürüyor ve çöp bidonunu karıştırmaya başlıyor. Biraz önce teknolojiden, dev binalardan bahsederken bu da neyin nesi?

Adam elindeki torbaya birşeyler koyuyor, sanırım çöpten kendince işe yarar birşeyler buldu. Yoksa evde aç bekleyen çocukları mı var birden burnumun direği sızlıyor. Çocuklara hiç kıyamam, birde yaşlılara. Bu manzaraya eskisi kadar rastlamıyordum.Diyordum sanırım kişi başı milli hasılat yükseldi. Fakat hala bazı insanlar için yükselmemiş....

Gökyüzüne bakıyorum. Yıldızlar ne kadar az. Birden çocukluğum aklıma geliyor. Hiç unutmam yedi yaşındayım köyde oturuyoruz. Ağabeyim, annem ve ben. Ağabeyim benden beş yaş büyük yani 12 yaşında. 5-6 tane kadar koyunumuz vardı. Ağabeyim akşamları koyunları otlatmaya götürürdü. Annemle ben de çay demler, kahvaltılık birşeyler hazırlar ağabeyimin yanına giderdik.

Ben bir müddet sonra annemin dizine yatar, yıldızları izlerdim. O yıldızlar üzerine ne hayaller kurardım. onları hep birşeylere benzetirdim. O anları çok severdim. Hala koyunların sesleri, cıngırakların sesleri kulağımdadır.

Bir gün şehre dayımlara gittik. Akşam balkonda oturuyoruz. Ben dayımın dizine yattım,gökyüzüne bakıyorum, ama benim yıldızlarım yok gökyüzünde. üzgün bir halde dayıma soruyorum. "dayı neden sizin yıldızlarınız az, bizim yıldızlarımız çoktu. Bilseydim onları getirirdim" dedim. Dayımın çok hoşuna gitti. Kahkahayı bastı. Saçlarımı okşayarak "benim güzel gözlü kızım burada sokak lambaları çok aydınlatıyor. Onun için sen göremiyorsun" dedi.

Evet yine teknolojinin azizliği. 

Ben yıldızlarımı çok özlüyorum.

Onlar her gece benim yanımdaydılar, beni yalnız bırakmıyorlardı.

 

                                                                                               Kayseri

                                                                                            22.09.2006

                                                                                                  01.30

                                                                                    

                                                                                     

.

Yorum (0)

« Önceki :: Sonraki »